1/3/2006 - essahmı deyyon...?
evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, yıllardan bir yıl,yazlardan bir yaz,yerlerden bir turgutreis plajında, günlerden bir sıcak gün, saatlerden o an,bir ayı güruhu avlanmak için plaja iner .baş ayı uygun yeri seçer ve hep birlikte kuma konuçlanırlar.maksatları su kenarına gelmiş göçmen kuşları tuzaklarına düşürüp avlamak.bunun için gizlendikleri yerden iç çekerek ve homurdanarak uzun süre memori(sonraki zamanlar için hafızaya atmak) ve göz zinası yaparlar.hatta bazılarının ağız suları sıcak kumlara damlar. aralarında bu cıvırları bi yakalasalar nasıl yiyecekleri konusunda açık saçık bir oturum yaparlar.(ne yazıkki ayrıntılar blog kurallarına aykırı)her neyse bunlar homurdanırken yavaş yavaş medeni cesaretleri artar ve göçmen kuşlara sinsi sinsi yanaşırlar.kimisi göçmen kuşların lisanından zırvalarlarken ötekilerde kuzu postuna bürünerek ortama akarlar. kuşlar zaten havanın sıcaklığı ile kışlık tüylerini döktükleri için bizim ayılar iki lafı bir araya getiremezler. durumdan fena halde sıkılan göçmen kuşlardan birinin gagasından ''sipasiva'' diye bir ses çıkar. bunun üzerine moraran kahramanlarımız boklamaya başlarlar.''uzahtan gözel amma, yakından gözellihten uzah'' derler vede eklerler ''zaten yaşlıymış tüm kanatlarıda sarkıkmış''.''bu günde heç manzara yohmuş'' diyen ve halen kışlık iş kürklerinide çıkartmadıları için kurdeşen döken baş ayı, güruhuna seslenir,''yörüün lan, daha mağranın sıvasını yapcaz.emir alan ayılar homurdanarak silkelenirler .yinede içlerinde her kuşun etinin yenmiyeceği umursamazlığı ve kısmet belki bir dahaki sefere umudu ile mağranın yolunu tutarlar.böylece masalımız sona erer .onlar ermiş muradına.!? allah bize sabır vere...
sevgili dostlar sözüm meclisten dışarı .o mağranın sakinleri dışındakiler üstüne alınmaya. kalın sağlıcakla.
not: vallaha essah deyom...!
|